Kerem Anıl Küçükçaylı

Create your badge

Ocak 13, 2012

   Uzunca bir süreden beridir bi' şey yazmadığımı farkettiğim blogum...
Bu yazıyı yazmadan önce başka bir arkadaşın blogunda "Arkadaşlarımla ilişkilerimde niceliksel olarak kısalmalar olmasıyla birlikte niteliksel anlamda da bunu söyleyebilirim." demişti. Evet ona hak verdim ve bazen öylece karşındaki dostun konuşurken, bir şeyler anlatırken, onunla zaman geçirirken bir boşluk hissedersin ya.. İşte o vahim duyguyu bazen tadıyorum. Her tattığım vakitse ben gerçekten yalnız olmayı mı hak ediyorum diyorum.[Bu sadece dostlarım, arkadaşlarım için geçerli (1 kişi hariç tüm insanlık için)].
   Devamı gelicek...

Eylül 17, 2011

Neyin Kafası Yavrum Bu

     Sessiz, sakin ve yavaş çığlıkları duyuyorum. Şu zamana kadar duyduğum halde hiç onları anlama gereği duymamıştım, hala da duymazdan gelsem mi diye kendi kendime soruyorum.
     Bazen yadsınamaz gerçekler hayatta karşınıza ansızın çıkar, aynı aniden suratınıza doğru gelen bir tokat gibi. Kaçmak ister ama o kadar hızlı olmadığınızı sonraları anlarsınız.
     İşte ben şu anda çığlıklar içinde tokat yer gibi hissediyorum. Yemekten öte artık tümüyle ızdırap çekiyor gibiyim.
     Bazı şeyler içinde normal, standart, aştan öte seksten beri tabiri kullanılır ya. Şu an tam ortasındayım hayatın. Ve bu beni deli ediyor. Deli derken hani sahip olduğum normal delilik halinden ayrı sıkıntı veren bi' türü bu...
     Oturup zamanla geçer diye bekliyorum...
 

Ağustos 26, 2011

Ah Be Kadın

Gözlerindeki ıslak ve sahici bunaklık bir türlü geçmedi be

Gerçekten bana bakarak seni seviyorum demek bile sana zor gelirdi kadın

Aşk sandığım şeyi senle yaşamakta benim için bunaklıktı, bulanıktı be kadın

Bunca derdin içinde senin yapay dokunuşlarında sahiciliği aramak mı

Dersen ki yaptığın en büyük hata ne, işte bu...

İstediğim şeyi hep başka yerde aradım yıllarca, aynı sende yaptığım gibi kadın

Bu arada moru hala sevmiyorum kadın...

Sen benim şakağıma dayanmış revolver gibi soğuktun bazen

İçimde ölüme yakın korku yaratırdın bazen, senin yapaylığını kaybedicem diye üstelik

Boşmuş be anlıyor insan sonraları. Geliyosun ya aklına ansızın, yersiz yersiz ve gereksiz

Kendi kurduğun oyunu bana tanıtman hiçbir zaman onu oynayacağım anlamına gelmezdi ki kadın

Sen bunu hiç düşünmedin, zaten düşünmezdin de be kadın!

Sen kurdun, ben bozdum, kurdun, bozdum, kur, boz, kuruydu biraz...  

Bozarken boğazımda takılanlar vardı, şimdi hala hissettiğim aynı yerinde.

Her şeye rağmen oldun hayatımda ve yoksun artık kadın yine, yeniden

Ve bende bir boşluk ve yokluk yaratabildin ya, tüm şaşkınlığım bunadır  

Ama o boşluk sende de var be kıskanç kadınnn

Ağustos 01, 2011

Garip Bi' Hal Almaya Başlıyor

   Zaman zaman başıma öyle büyük bir aşkın geleceğine inanıyorum ki kendime ben bile şaşıyorum…
  Öyle ya… Dişlerini sıkar, bekler ve daha fazlası için biraz daha beklersin ama gerçekte yaşadıklarından uzaklaşır ve yapmacık ve önyargılı ve soğuk ilişkileri tercih edersin. Böyle şeyleri düşündüğün günlerde ne yapacağını bilmez bi’ film açarsın. Eee.. Galiba bende öyle yapmış bulundum. 
  Notebook.. Ne harika ve ne doyumsuz bir aşk filmidir öyle. Hayat sana fırsatlar veriyor, büyük aşklar sunuyor ama çok da umurumuzda olan kurallar, dayatmalar yüzünden hep içimize gömdüğümüz o aşklar yitiyor yavaş yavaş; bazense bir anda hiç ummadığın bir anda, aniden…
   Hadi lanet olasıca imkânsız sandığımız aşklarımız için bi’ ahh çekelim. Ya da en iyisi çabalamak. Ama boş kovalamadan ;)

Mayıs 25, 2011

Aşık Olunmaz, Aşk Sana Gelir Bazen

Sen, sevdiğim; 
Kulağıma haykırırcasına beni sevdiğini fısılda. Saklama artık biliyorum, bilmemezlikten gelemezdim artık, biraz daha bekleseydim kulaklarım sağır, sağır olacaktı. İşte bu yüzden bu yüzden sevdiğim beni ne kadar çok sevdiğini haykırarak sadece kulağıma fısılda...
Senden tek isteğim bu. Hayatın anlamsızlığını kıracak şey bu olsa gerek, sadece bu.
Bir tek "Seni Seviyorum..."

Nisan 07, 2011

You'll Be Human! Please...

07.04.11
   Yüzyıllardır kurulan düşlerin gerçekleri arasında kurmaya başladık aslında hepimiz olanaksız hayallerimizi… Bu yüzdendir ki gerçekleşmesi mümkün ama gözümüzde çok büyüttüğümüz dağlar yarattık.
   Evet, bunların hepsini bizler yaptık.
   Belki bizim için bunlar bir gereklilik, belki de fazlaca yolunmuş tüyleriyle tek başına kalan dünyadaki yalnızlığın sonucudur. Her ne olursa olsun her zaman seçimlerin ya da koşulların dayatmaları sonucunda türlü türlü insanvari yaratıklar türeyecektir. Ve her ne kadar bu türlülükler medyanın etkisiyle, bireyciliğin yok edilmesinin, özgür düşünce ortamının ortadan kalkmasının sonucunda tekliğe itilmeye mahkûm bırakılsa da bu bir gerçek.
   Bu türeyebilen, gelişebilen, düşünebilen, sevişebilen yaratıkların oluşturduğu dünyada çok basit şeyler aslında en zoru gibi gözükür. Ve bu baştaki, soğuk düşüncemin kale alınmayacağı düşüncesi, kartopu etkisiyle büyümeye devam eder. Bunun temel sebebi de önyargılarımızdır. Bu önyargılarımızı oluşturanda aslında bizizdir. Yani; ilacı üretmeye çalışırken yanlışlıkla çoğu kez bizi zehirleyen düşüncelerle karşı karşıya kalırız.
   Bunun yanı sıra bireyi topluma benzettiğimiz gibi toplumu da bireye benzetebiliriz. Çünkü bunlar birbirlerinde bağımsız değil, aksine birbirlerine sıkı sıkıya bağlı ve birbirlerini oluşturan ögelerdir.
   Topluluk içerisinde birbirlerini anlamak, eleştirilmek istemeyen insanların oluşturduğu topluluk yok olmaya da mahkûmdur aynı zamanda.
   Biz olabilmeyi başarabilmiş toplulukların, çoğunluğun değil de çoğulcu düşüncenin sesine kulak vermeleri gerekliliğini bilmeleri gerekir.
   Birazcık insan olup insan sevelim. Çok mu şey istiyorum ???